Gerçek Şeytan ve Şeytancıklar ve Melek Şeytan: Büyük Şeytan Savaşları

“Evet uzun zamandır yazı yazmamamın bir tedirginliği var üzerimde ama bir yandan da yazmak için can atıyorum çünkü devamının çevrilmemiş, çevrilmeyecek gibi gözüktüğü, arka planda kalan ve İngilizce devamını (orjinali Danca) almaya karar verdiğim bu seri hakkında birkaç bir şey karalamak istedim.”

Olaya gelirsek; Flip Engell her şeyiyle kusursuz bir çocuktur. Yalan söylemez, insanlara iyi davranır ve falan filan. Flip’in okuduğu okulda Soren isimli bir şeytan (Soren aynı zamanda hikayemizde ki Lucifer’ın büyük babasının ismidir ve evet cehennemin hükümdarı olan Lucifer’dan bahsediyorum.) Flip’in tam aksine kötülüğün kusursuz bir örneğidir. Bu bahsettiğimiz kusursuz çocuk her hafta haftanın kurbanını seçer ve tahmin edin bu haftanın kurbanı kimdir? Filip Engell! Soren’den köşe bucak kaçan Flip, Soren’den kaçarken bir şekilde bir araba kazasına karışır ve ölür. Kendini aşağı ve yukarı doğru uzanan merdivenlerinin arasında bulan Flip, yukarı merdivenin kapısı kilitli olduğundan aşağı iner ve cehennem kapısının bekçisiyle karşılaşır.

“İşte geldin!” der cehennem bekçisi ve onu alıp Lucifer’a götürür. Flip, ne olduğunu anlayamaz. Neden cehennem onu bekliyordur? Cevap ise Ölüm’ün ta kendisi olan Mortimer’in yaptığı yanlışlıkta gizlidir! Soren yerine Flip’i almıştır! Bu karışık içinde Flip, Lucifer’a götürülmüştür. Karışıklık olduğu anlaşılsa da Lucifer Flip’i geri dünyaya göndermez çünkü onu varisi yapmak istiyordur. Bunun nedeni ise Ölümsüz Lucifer’in bir şekilde güçten düşmesi ve hastalanması ve ölümün ona yaklaşmasıdır. Ve bu nedenle de, varis arayışındadır. Umduğu kişi olmasa da Lucifer Flip’i şeytan yapma eğitimine başlar. Kusursuz bir melek gibi olan Flip’imiz her sınavda başarıyla çakar. Çok kötü iş yapmanın iyi (pardon kötü) görüldüğü bu yerde, nerdeyse Flip için Lucifer’ın varisi olmasına ümit yoktur. Neredeyse…

Cehennemde tur atarken Aziel denen bir çocukla karşılaşır. Aziel, cehennemin en azılı kötülerinden biridir ve 3 yıl üst üste muzırlık şampiyonu olmuştur! Aziel’in yapacağıı bir kötülüğü baltalayan Flip, Aziel’in nefretini kazanmıştır. Tam o sırada Satina adlı şeytan tarafından kurtarılmasaydı tabii ki de.

Satinayla arkadaş olan Flip, bir yandan da hayatının aşkını bulmuştur ama bir sorun vardır çünkü Satina, Aziel’in eski sevgilisidir! Bu tür olaylar arasında Flip’in Satinaya aşık olduğunu gören Lucifer, şekil değiştiricilerle Flip’i kandırır ve Aziel ile Satina’yı işbirlikçi gibi gösterir. Bu oyuna kanan Flip, artık sınavlardan rekor dereceler elde eden ve ardı ardına harika kötülükler yapan ve boynuzları sipsivri, gözleri kapkara harika bir şeytan oluvermiştir! Buna bayılan ve ömrü azalan Lucifer, sevinçle hemen Flip’i tahta geçirmek ister. Orada dur Lucifer! Çünkü Flip, Lücifer’ın oyununu öğrenir! Lucifere çok kızan Flip o sırada başka bir şeyi keşfeder! Lucifer’ı ölümlü yapan gizemi! Bu gizemi çözen Flip artık şeytanın en sevdiği oğlu ve sağ kolu haline gelmiştir! Cehenneme heykeli bile dikilmiştir! Bunlardan sorumlu olan Aziel ve Annesi ise dış avluya yani karanlığın en kötü yerine sürgün edilmiştir: Lanetliler yerine!

Tekrar yorum kısmına gelirsek eğer; bu tanıtım dışında söylemek istediğim şeyler de var. Birincisi hikaye çok sıradan gibi gelebilir ama okurken siz de fark edeceksiniz ki, Hint, Çin, yazarın kendi halkının efsaneleri, Yunan efsaneleri, dini efsaneler derken olabilecek neredeyse her türlü mitolojiden, mitlerden, efsanelerden ve hikayelerden yararlanmış. İkincisi, baş karakterlerden biri olan Satina’nın kurduğu cümleler: “Burası cehennem burada hayırlı işler denmez, kötü işler denir!” Çok basit bir örnek oldu ama bu şekilde konuşmalar olsun, değişik değişik karşılaştığım yaratıklar olsun, hem cehennem hem cennete değişik bir bakış açısı olsun, Lucifer’ın Tanrıyla aslında arkadaş olması gibi aslında hem efsanelerden yararlanıp hem de bu kadar ters düşen şeylerin olması insanı büyülüyor. Lanetliler dediğimiz kısmın ayrı olması ve diğer bir sürü şu an unutup sayamadığım türde canlıların olması ve hepsinden biriyle tanışıp çoğu kitaptaki gibi yüzeysel kalmaması beni etkileyen diğer şeylerden. Hani olur ya çoğu yazar size kelimeleri tanıtır ama sonra yüzeysel bırakır. Öyle değil. Her karakterin, her türü atlamadan güzel bir şekilde hikayeye yedirmiş ve ilk iki kitabı bu kadar müthiş iken çevirisinin devamının olmaması üzdü. (Buradan Pegasus’a selamlar!) Ama neyse ki İngilizler tembel değilmiş de hepsini çevirmiş. Buradan okumak için bir kapı açılıyor İngilizce bilenlere. Şimdilik demek istediklerim bu kadar. Daha sonra ( Forumlarda kitapların özetlerine bakıp biraz spoi yedim ama neyse xd) seriyi tamamlayınca karakterler ve diğer türler yani genel olarak her şeyle ilgili uzun bir yazı yazmayı planlıyorum. Okuduğunuz için teşekkürler.